Neydi paylaşılmayan bu kurtlar sofrasında
Göğün rengini niçin değiştirdiniz
Ve siz ağzı kulaklarına varan
Hayatın küçük böcekleri, insan kanını emenler
Vahşiliğinizi kim verdi size
Su ve ateş
Ateş ve su
Dağları kül kokulu ülkemin
Güle hasret bıraktınız Çocukları
Savaşmayı bilmez
Rüyalarında ekmek görürler oysa
Bu bir kader değil, oyunsa hiç değil
Söz biter derin bir uğultu düşer kalbine dünyanın
Orada başlar tarihin kanlı sayfaları
Işık kararması orada başlar
Bir ananın güneşe bağdaş kurup ağlaması
Bir babanın kucağında yavrusuyla
Vahşetin resmini çizmesi
Ve katli vacip dediğiniz
Ölümün soğuk yüzü orada saklıdır
Renkler anlamını yitirdi
Derler ki, geceyle gündüz kardeşmiş
Söz dile küs akla yar olmazmış
Öyleyse yâd olsun ki sevdiklerimizin üstüne
Sizi döktüğünüz kanda boğacağız
Düşecektir toprağa elbet
Baharı müjdeleyen ilk cemre
İşte o zaman
Aklınız size yar olmayacak
Kutsal saydığınız kitabınız bile
Size lanet okuyacak
Bir avuç külünüz kalacak geriye
Ve sözün bittiği yerde
Çocuklar ölmeyecek, analar ağlamayacak
Gün devrilir gözlerim yeni bir ufka açılacak
O zaman yeryüzü aşkla yıkanacak
Kirlettiğiniz gökyüzü yeniden mavi olacak
Sözün dile geldiği gün
Elimizde üç renk neferimizle yürüyeceğiz
Babil bahçesinde Şeyda bülbülü türkü söyleyecek
Diyarbakır’ın göğsünde kurşun yarası kuruyacak
Batman artık yas tutmayacak