Hancımız belli, yolcumuz da
Beynimi bir sünger gibi emdiniz
Damıtıp damıtıp içtiniz
Şimdi bir damla kaldıysa aşktan yana
Yüreğimin sesini dinlediğimdendir
Sebebim küçük sayılmaz
Dağlar kadar kederli,
Irmaklar gibi engin hissediyorum kendimi
Uzayan bir yolculuk sayılır ömrüm
Karınca yürüyüşü
En usul adımlarla geçtim patikaları
Gecenin dudaklarından öpmesine benzer
Tenimde dolaşan
Sevgiliye özlem büyüttüğüm zamanlar
Nevrimi kırbaçlıyorlardı durmadan
Rüzgarın çölü kurutmasına benziyordum
Bu yüzden çoğu kez tanımıyordum yüzümü
Ve belki de bu yüzden
Aynalar düşmanımdır kitab-ı aşk kanununda
Oysa kendine uzayan en ince çizgiyim
Renklerin sevişken aleminde
Soru: 1
Aşk büyütür mü insanı?
Soru: 2
Acı çekmek özgürlük mü?
Soru: 3
Açlık hep bize mi baki?
Ve çekildi Akdenizin
Kum taneciklerini okşayan suları
Sesler sessizliğe gömülüyor
Işıklar son yolcusunu uğurluyor sanki
Bir boşluğu andırıyor dünya ve
Sözün bittiği yerde kan akıyor
Evet…
Sözün bittiği yerde kan akıyordu
nedense kulaklarınız hep sağır
Ve duyarsız yürekleriniz
Sözün bittiği yer: Ortadoğu
Sözün bittiği yer, kalbinizin tam ortası.
Neydi paylaşılan bu kurtlar sofrasında
Göğün rengini niçin değiştirdiniz
Ve siz ağzı kulaklarına varan
Hayatın küçük böcekleri, insan kanını emenler
Vahşiliğinizi kim verdi size
Su ve ateş
Ateş ve su
Dağları kül kokulu ülkemin
Güle hasret bıraktınız Çocukları
Savaşmayı bilmez
Rüyalarında ekmek görürler oysa
Bu bir kader değil, oyunsa hiç değil
Söz biter derin bir uğultu düşer kalbine dünyanın
Orada başlar tarihin kanlı sayfaları
Işık kararması orada başlar
Bir ananın güneşe bağdaş kurup ağlaması
Bir babanın kucağında yavrusuyla
Vahşetin resmini çizmesi
Ve katli vacip dediğiniz
Ölümün soğuk yüzü orada saklıdır
Renkler anlamını yitirdi
Derler ki, geceyle gündüz kardeşmiş
Söz dile küs akla yar olmazmış