Bir kadının taşıyabileceği sorumluluk ne kadar olabilir sizce!!!
İşte bu sorunun cevabı o kadar uzun ki!size biraz anlatmaya çalışalım.Bir kadın’ın en büyük özelliği sevgidir,her şeye her an sevgi duyabilir bir kadın sınırsızca,umudu olmasa da umut yaratır ve yapıcıdır her zaman,hoş görü vardır yüreğinin her bir köşesinde,karşılıksızdır hayata bakışı ve asil duruşuyla kadın,emeğine değer değerine saygı görememiştir!!!
Kadınların ezilmesi demek,toplumun ezilmesi demektir.
Günümüzde hala kadın sorunları yaşanmaktadır.Toplumsal erkek egemenliği altında hala ezilmektedir kadın.”Cinsel bir meta olarak görülmektedir.”Hepimizin de bildiği gibi Türkiye’nin en önemli sorunlarından biridir kadın sorunu,hala kadınlarımızın sosyal,ekonomik ve bağımsızlık sorunu çözülmemiştir.Dayak işkence ve sömürüye maruz kalmaktatır kadınlarımız.
Avrupa birliği komusyonu’nun yayınladığı bir bildirgede:Türkiye’de 15 milyondan fazla kadın dayak yiyor!Ekonomik,sosyal ve kültürel haklar bölümünde aynen şöyle deniliyor:
“Kadına yönelik şiddet Türkiye’de hala yaygın.Farklı raporlara göre,kadın nüfusun yarıdan fazlası,aile içinde fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalıyor.”
Türkiye’de 15-60 yaş arasında 25 milyon kadın var.Bu hesapla 15 milyonu aşkın kadın, evde şiddet görüyor demektir.Bu rakama 15 milyon dayakçı erkeği de ekleyin…
Şiddetin pençesinde 25 milyon insan ...
Korkunç bir rakam!Tam bir ”barbar toplum” tablosu…
Aile içinde çocuklarımızı nasıl yetiştiriyoruz?önemli bir soru!
Erkek egemenliğini biraz da aile içi eğitimle başlatıyoruz.Çocuklarımızı bu konuda yanlış yaklaşımlarla büyütüyoruz.Erkek çocuğumuza bu toplumda her şansı tanırken,kız çocuğumuzu topluma ezik,kendine güveni olmayan bir birey gibi yetiştiriyoruz.Bunların sebeplerine gelince:Bizler nasıl yetiştirilirsek çocuklarımızı da benzeri şekillerde yetiştiriyoruz.
Annelerimizden ve babalarımızdan şiddet ve psikolojik baskı gördüysek, ilerde çocuğumuza ve eşimize aynı şiddeti ve psikolojik baskıyı yaşatabiliyoruz.Bu varolan ve yıllardır da süre gelen bir kısır döngüdür.Çarpık ilişkiler içi iletişim ve çarpık diyaloglar çatışmaktadır.Bu toplumda kadına biçilen rol çok” acımasızcadır ve adaletsizcedir.”
“Bu çocukları biz kadınlar ve annelerimiz yetiştirmektedir.”bu ülkede onlara düşen rol ve sorumluluk daha fazladır.Kadınlarımızı savunurken,öz eleştirilerini yapmalarını ve bu konularda düşünmeleri gerektiğini belirtmeliyiz.
Kadınlarımızın,sistemde ve egemen toplumda nasıl köreltilmiş olduğu ortadadır.Yalnız
eleştirmemiz gereken bir konu daha vardır:kadınlarımızın bu kadar pasif kalmamaları biraz daha istekli,azimli ve hırslı olmaları gerekmektedir.
Yani arabesk deyim yerinde ise,kaderlerine razı olmamaları muhakkak gereklidir.
Bizim toplumumuz hala erkek egemen toplum yapısıdır.Bu yapıyı kırmak için çok çaba harcamak gerekmektedir.Bu amaçla en geçerli yol olan eğitim,duygu ve düşünce yolunu kullanmak gerekir.
Erkek egemen toplum yapısını kırmanın yolu tüm toplumu eğitmektir.Bu uğraşta özellikle
annelere büyük görev düşmektedir çünkü şu anki toplum yapısı hala erkek egemendir,bu nedenle çocuk yetiştirme ve ilk eğitiminde annenin rolü yüksektir.Kadınlarımız anneye yüklenmiş olan bu ağır görevi erkek egemen toplum yapısını yıkmak için kullanma şansına sahiptir. Erkek egemen toplum yapısının bu çağda dahi sürüp gitmesinde en büyük pay erkeklerin değil,annelerindir diye düşünüyorum.Her erkeği bir annenin yetiştirdiğini unutmamamız gerekiyor.Bu günün yetişkin erkekleri de dün bir annenin kucağındaki bebekti.
Onları da“egemen erkek” olarak bir anne yetiştirdi.Eğer kadınlarımız ellerindeki sihirli gücü fark ederlerse belki birkaç yılda değil ama 25-30 yıl gibi bir sürede erkeğin toplum içindeki egemenliğine son verebilirler.Anneler öncelikle bebekleri arasında erkek kız ayrımı yapmamayı kendileri öğrenmelidirler.İşte o zaman çocuklar arasında gerçek anlamda eşitlik sağlanacak ve çocuklarımız bu bilinçle büyüyecektir.
Toplumu oluşturan kadın-erkek-çocuk diğer bir deyişle insanlardır.cinsiyet ayrımı olmadan insan haklarına saygılı olarak tüm insanlar bir arada yaşamayı öğrenmelidirler.