INSANIN yasamini embriyon noktasindan itibaren ele aldigimizda yasaminin,dalgalar,celiskiler ve sancilarin girdabinda devinen,donem donem duzlemlerle butunlestigi,mutluluklarda adres buldugu,gelgitlerin suzgecinden sinandigi,yer yer diplere vuruldugu, beklenmedik zamanlarda da tepe noktalar da mekan eyledigi, toplumsal,sosyal ve kulturel olgularla mayalandigi bir seruvenin yolculugu degil mi? Her bireyin dogumu nasil kendisincedirse,olumude kendisincedir.Dolayisiyla kendi oznelliginde sekillenen yasamsal seruvenindeki yolculuguda kendisincedir.Zamanin ve mekanin olumdeki adresi oncesinden kestirilemez.Dogum her bir canlinin yasaminda baslancic itibariyle sifir noktasinda soluklanip yol almaya devam ediyorsa, sonal anlaminda olumlerle butunlesmeside kacinilmazdir.Yeryuzunde ne mutlak sonsuz ne de olumsuz olan bir canli varlik vardir .Bir tek madde ve ona islerlik kazandiran, hareket olgusu kendi seruvenini surdurur.Yasamimiza sifir noktasinda basladigimizda, bildigimiz tek sey yolculuguzda hic bir seyin oncesinden kestirilememesi.Yani nelerle karsilasacagimiz, nasil iliskiler agindan yogrulacagimizin mutlak yansimalarini onceden bilemeyiz.Bir tek on gorulere dayali varsayimlarda bulunabiliriz.Deniz ve tekne olgularini yolculugunuzun objeleri haline getirerek ifadelendirirsek,sanirim vurgulamak istenilen konu daha yalin bicimde anlasilmis olunacaktir.Denizin ap acik ve belirsiz maviliklerinde her birimiz kendimize ait teknelerle yol almaya basladigimizda,icimize yerlesen,cesaret,korku,kaygi ve umutun biraktigi duygu ve his neyse,yasam seruvenimizde ki yolculumuzda icimize yerlesen olgularla duygu ve hislerle paralellki gosterir.Her birimizin denizi ve teknesi kendimize yarasis renkte ve yapidadir.Sonuc itibariyle yargisina varabilecegimiz bir olgu vardir oda, her birimizin birer yolcu olmasi sorunudur yasamda.Gezegenimizin tarihsel ve mekansal gecmisinde insan geliserek evrimlesip degiserek, yolculugunun bugunku niteligini yakaladi.Insanin kendine ait kisisel bir yolculugu mevcut oldugu gibi,insanliginda gecmis literaturunde bu yolculuk hep devam edegelmistir gunumuze degin.Insanlik gecmis yuzyil, dinsel, ulusal, savaslardan kazanimlar elde ederek bugunku uygarlik asamasina ulasti.Bugun bu mevcut yapilardan savas orneklerine rastlaksakta, icinde bulundugumuz cagin ileri bir asamada oldugunu soyluyebiliriz.Tarihin ve zamanin bir doneminde bir yolcunun da mezopotamyanin sifali topraklarinda,mayalanip ask, sevda ve ulke ozlemiyle yanip tutusabilecegini ve bu yuregin Avrupa'da mekan eyliyecegini kim dusunebilirdi ki.Ulke ve ask atesiyle yanip tutusan bu insan CIGERXWIN'den baskasi degildi.Oda her birimiz gibi yolcusuydu bu yolculugun tasli,dikenli,duz ve nakisli dallarinda.Simdi ise aramizda yok,bir cok ozan, ask ve kalem silahsoru gibi.O olmazsa da aramizda yurekli MISRI KIZ ornekleri,yureginde ki ask,AA sevda ve kavganin siarlari ruhumuzu mayalamaktadir.Kirmizi guluydu guller bahcesinin.CIGERXWIN. hep uzagindaydi o ulkesinin,ve bir surgun sairiydi.Onu bir tek ulke ve ask atesi atesledi yolculugu boyunca.Belki de onu bu kadar guzellestiren bu iki olgudur.CIGERVWIN dusunuldukce cigerleri oksayan caglayan costuran sevdanin kavganin ve kurd'lerin sairi.Adin gul gibi guzel,Diclenin haykiran suyu gibi kavgali munzurun kar beyazi gibi ak be bayaz.Ayin sade yuzu gibi masum ve buruk.Kim bilir bize sunacagin daha kac karanfil kokusu var sevdali ve kacgali yureginde.