INSANIN denilebilir ki yasamda en guclu bicimde ulasmak istedigi olgu OZGUR-BIREY olma istemidir.Ozgurluk tanimi bireysel tanimda cok farkli bicimlerde ifade bulurken,toplumsal-sosyal perspektiften bakildiginda ve belli bir yorumda bulunuldugunda,sanirim hepimiz acisindan benzer zeminde ifade bulur.Oda insani kusatan bagimli iliskilerden ve yapilardan kurtulup, kendi oznelligini bulmada anlam kazanan ozgurluk tanimlamasidir.OZGUR BIREY olmanin temelinde insanin kendi kosullarinin prangalarindan kurtulmak kadar onemli bir olgu daha vardir, oda Ozgurluk isteminin bilince cikarilmasi olgusudur.Yani insan bir seyin bilinciyle donanmazsa,onu siparisvari bir bicimde o insanin onune sunarsaniz, o insan onu sonuc itibariyle eline yuzune bulastirir.Guclu ozgurluk isteminin temel besin kaynaklarindan biride,BILINC olayidir.Bu bilinc insanin kendisini kusatan sosyal,ekonomik ve toplumsal yapilarin neresinde bulunduguyla ilgili olgularin varligindan haberdar olup, onu bilince cikarmakla ilgili bir durumdur.BIZLER birey olarak kendi kosullarimizin urunu oldugumuz kadar, onlarin bir nevi birer yansimalari durumundayizda.Yani kendi oznel kisiligimiz icinde bulundugumuz kulturun ve toplumun aynasi durumundadir .desek sanirim yanlis bir yargiya varmayiz.Toplumlarin tepe noktalarinda bulunanlarin ozgurluk anlayislariyla, alttakilerin anlayislarinin sonuc itibariyle birbirleriyle celisiyor olmasinin bilimsel bir aciklamasi vardir elbette.GGUNUMUZ toplumlarinda ekonomik bagimsizliklarini kazanmis toplumlar ve bireyler ozgurluklerini de kazanmis bir durumundadirlar.Ancak bu durumun ve gercegin disinda kalan milyonlarin, ozgurlugun varligindan bu denli irak olmalari hukuki ve insani bir anlayis degildir.Ne zamanki insanlar bir birleriyle esit ekonomik duzlemde yasamaya baslarlarsa, iste o zaman ozgurlukte objektif tanimda yerini bulmus olacaktir .INSANI kusatan ekonomik kosullar kadar SOSYAL-KULTUREL sorunlarda insanin ozgurlesmesinin onunde birer ayak bagi konumundadirlar .Ornegin kati NAMUS.TORE ve benzeri yanlis deger yargilarida insanin ozgurlesmesinin onunde birer barikat durumundadirlar.Cogu zaman sartlanilmis yanlis deger yargilari bir cogumuzun hayatina dahi malolmaktadir.Bu tabloyu somut anlamda ifadelendirirsek, daha cok kadinlarin yasamlarinda varlik gosterdigine tanik olmaktayiz .Kadinin ozgurlesmesinin onunde bir tek yanlis deger yargilari degil,esinin kendisi uzerinde kroniklestirdigi egemen-iktidar olma unsurlarida mevcuttur . Bu yuzden kadinin kendi ozgurluk mucadelesi ve istemi bir tek yanlis deger yargilarina degil, ayni zamanda evindeki OTORITER erkegine karsidirda.Bunda cikarsama anlaminda, erkek egemen anlayisinin butun erkekler icin gecerli oldugunu vurgulamak degildir maksadim.Ancak genel bu tabloyu en gelismis bati toplumlarinda dahi gorebiliyorsak demek ki onemli bir sorunla karsi karsiyayiz demektir.Ve bu sorun hala kendi guncelligini korumaktadir.Prangalarin varligi insandaki ozgurluk isteminin onunde onemli bir barikattir.INSANIN oncelikle kendi gercegini ve realitesini gormesinin onunde birer engeldir.Bu durum degisik versiyonlarda insanin kendi kendisine yabancilasmasinada neden olmaktadir.Yani insan ozgur birey olma isteminden ve gerceginden ne kadar uzak olursa, o orandada kendi insani yapisina ve guzelligine yabancilasir. Ve son tahlilde birer makine objesine donusur. Insan sonuc itibariyle bu durumdan yani bu kendine YABANCILASMA gerceginden kurtulmadikca ve ozgur birey olma kimligine kavusmadikca,denizin ortasindan tek basina kalmis ve kurtulmak icin bogusan birer yaratik gibi kendisine her daim MESIHLER VE KURTARICILAR arar.Bugun insani bu durumdan kurtarabilecek yegane unsur insanin kollari ve zeka gucudur.Baskada bir cikis yolu yoktur.